Merhaba sevgili günlük

Merhaba sevgili günlük,

1989 yılında doğdum. Doğduğumdan beri İstanbul’da yaşıyorum. Vicdani ret ile tanışmam lise yıllarıma denk geliyor; 2006 ya da 2007 olması lazım. O zamanlar Radikal vardı. Gazete… Perihan Mağden bir köşe yazısında, yanlış anımsamıyorsam, Mehmet Bal’dan söz ediyordu. O yazıda rastladım ilk kez vicdani ret kavramına. Sonra üzerinde düşünmeye, okumaya başladım. Çarklardaki Kum: Vicdani Red adlı kitap Şubat 2008’de çıktı, ben vicdani retçi olmayı ciddi ciddi düşünürken; şanslıydım.

2009 yılının sonlarında, okuduğum üniversitede düzenlenen bir etkinlik sonrasında vicdani reddimi açıkladım. Yaşamımın bir noktasında açıklayacağımı biliyordum, fakat o etkinliğe giderken bunu o gün yapacağımı bilmiyordum.

Lisans diplomamı Haziran 2014’te aldıktan sonra iki yıl tecil hakkımı sonuna kadar kullandım. Eylül 2016’da özel bir üniversitenin uzaktan eğitim veren bir yüksek lisans programına kaydoldum. Bakaya olmak durumu bana bir süre daha uğramasın diye… Yüksek lisans kaydının sağladığı tecil hakkı da nihayete erdi Mart 2018’de ve 1 Temmuz itibarıyla nihayet bakaya kalacağım. Daha doğrusu, benim için var olmaya çok uzun süredir yalnızca düşünce dünyamda devam eden vicdani ret, artık gündelik yaşamımın da bir parçası olacak.

Vicdani ret, birçok insan için bir tür kaçmak hali değil. Benim için de değil. Elime zorla tutuşturulmak istenen silahı reddederek, bu zamana kadar nasıl yaşadıysam, aynı şekilde yaşamaya devam etmeye hakkım olduğunu düşünüyorum. Öyle yapmaya çalışacağım, ama tam olarak başarılı olamayacağımı biliyorum.

İşte, sevgili günlük, sana yazma gereksinimim böyle ortaya çıktı. ‘Kanun kaçaklığı’ günlerim yaklaşırken zihnimi daha sık meşgul etmeye başlayan soruların yanıtlarını aramanın zor olduğunu gördüm. ‘1 Temmuz’da bakayayım. Mesela 8 Temmuz’da GBT’ye denk gelsem, bakaya olduğum gözükür mü acaba?’, ‘İstanbul gibi bir yerde, sık sık toplu taşıma kullanarak, gündelik yaşamımda bir sürü polis görerek yaşıyorum. Gündelik yaşamım, ruh halim nasıl değişecek? Tedirginleşecek miyim? Kırılganlaşacak mıyım?’, ‘Çalıştığım sigortalı işi ne zaman bırakmak zorunda kalacağım? Bırakmak zorunda kalacak mıyım?’, ‘Seyahat özgürlüğüm ne kadar kısıtlanacak?’…

Bu sorular daha uzayıp gidebilir. Bir kısmının kesin yanıtları yok, bir kısmının yanıtlarına ise vicdani retçilerin aktardıkları deneyimleri derleyerek ulaşabiliyoruz. Hem bir vicdani retçi neler yaşar, ne yapar derli toplu bir kayıt tutmuş olurum hem de devletin çok ses çıkarmadan yürüttüğü sindirme yöntemleriyle son zamanlarda pek görünür olmayan vicdani ret hareketine biraz olsun görünürlük katabilirim belki, diye düşündüm.

Sana anlatacaklarım elbette özel deneyimler olacak, sevgili günlük. Ama bunu yaparken de başka birçok insanın aklına gelen sorulara ve birçok insanın aklına hiç gelmemiş sorunlara değinebileceğimi umuyorum.

Merhaba sevgili günlük” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s